728 x 90

Unutma! Farkında Olduğun Kadar Güçlüsün – 17 Bilginin Hamalı Değil Uygulayıcısı Ol

Unutma! Farkında Olduğun Kadar Güçlüsün – 17 Bilginin Hamalı Değil Uygulayıcısı Ol

Unutma! Farkında Olduğun Kadar Güçlüsün – 17 Bilginin Hamalı Değil Uygulayıcısı Ol

Arkadaşlar, yaşam tek düze devam eden bir süreç değildir. Yaşam sürecini bir yola benzetecek olursak kimi yerleri yokuş, kimi yerleri düz kimi yerleri ise iniştir. İniş ve düz kısımları geçmek yokuş yerlere kıyasla daha rahat olsa da, sağ salim hedefe varmak iyi bir sürüş bilgisi gerektirmektedir. Sürüş bilgisi, motorlu araç sürmenin teorik bilgisinin, pratik sürüş bilgisiyle işlevsel hale getirilmesidir. Nitekim sürücü kurslarında adaylar teori ve pratik olmak üzere iki aşamadan geçirilir. Teorik bilginin ölçüldüğü sınavda başarılı olan adaylar, trafiğin olağan akışında araç üzerinde sınanırlar; diğer bir deyişle teorik sürüş bilgisini işlevsel hale getirip getirmedikleri uzmanlarca değerlendirilir, başarılı bulunanlar sürücü belgesi almaya hak kazanırlar. Başarısız sayılanlar ise başarana kadar bu sınavı tekrar ederler.

Şimdi asıl konumuza gelelim. Üniversite tahsilimiz süresince zorunlu ve seçmeli kategoride birçok ders görürüz. Gördüğümüz derslerin çoğunluğu teori içerikli, çok az bir kısmı ise uygulamalıdır, o da ne kadar uygulanabiliyorsa. Bölümümüzde aldığımız bir dersin vize ve finalinden başarılı olduğumuzda o dersin teorisiyle ilgili belli bir yetkinlik düzeyine ulaştığımız varsayılır. Sözgelimi maliye bölümünde lisans öğretimi gören bir öğrenci isek, aldığımız Türk Vergi Sistemi dersini geçtiğimizde, bu dersin teorisi konusunda yeterli olduğumuz kabul edilir. Yalnız bu kabul, o dersteki pratik yetkinliğimiz/yeterliliğimiz ölçümlenmediğinden, eksik bir kabuldür. Bunun da nedeni üniversitelerimizdeki bölümlerin çoğunluğunda (İstisnaları az da olsa vardır, tıp, turizm, aşçılık vb.) öğrencilerin aldıkları derslerin teorik bilgisini işlevsel hale dönüştürebilecekleri; pratiklerini öğrenip geliştirebilecekleri etkinliklerin maalesef yok denecek kadar az olmasıdır.

Gençler, bu durumdan şikâyet ediyorsanız ki ediniz, haklısınız. Bu sorunu çözmekle yükümlü olanların, sizlerin bu haklı tepkilerini dikkate alıp çözüm üretme zorunlulukları vardır. Nitekim son dönemlerde Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi bünyesinde gerçekleştirilen ‘Ulusal Staj Programı’, ‘Uzaktan Eğitim Kapısı’ gibi uygulamalar bu konuda önemli adımlar olmakla birlikte yeterli değildir.

Şikâyetinizin haklılığı, sorunu çözmüyorsa, oturup beklemek de akıllıca bir tutum değildir. Bu durumda atmanız gereken ilk adım bu konuda bir farkındalık geliştirmek olacaktır. Bu farkındalığın size sağlayacağı rehberlik ise öğretim döneminin ders harici zamanları ile yaz dönemlerini pratik bilgilerinizi geliştirme yönünde değerlendirmek olacaktır. İlk adımınız, adayı olduğunuz mesleğin bulunduğunuz il/ilçede uygulayıcılarının kim/ler olduğunu, bir meslek örgütünün bulunup, bulunmadığını tespit etmek olmalıdır. İkinci adım olarak bu kişi veya kurum temsilcileri ile görüşme temin edip, kendinizi takdim etmeli, özellikle yaz dönemlerinde aktif olarak çalışmak isteğinizi belirtmelisiniz. Başlangıçta sizi kabul etmeyeceklerini düşünebilirsiniz ve hatta kimi teşebbüsleriniz olumsuz da sonuçlanabilir. Kesinlikle yılmamalı, muhataplarınızı istekliliğiniz konusunda ikna etmek zorunda olduğunuza önce siz inanmalısınız. Zorlu bir uğraştan sonra kabul aldığınızda ise iş disiplininiz, iş ortamına uyumunuz, öğrenme istek ve azminizle sizi kabulde zorlananları şaşırtmalı, ‘İyi ki böyle bir tercih yaptım.’ dedirtebilmelisiniz.

Gençler, okulda edindiğiniz teorik bilgileri pratiğe dökerken yer yer zorlandığınız hususlar olacaktır. Teoriyle pratiğin örtüşen ve örtüşmeyen kısımlarını gördüğünüzde şaşırabileceksiniz de. Varsın, olsun. Can simidiniz olan alanınızın deneyimlilerine dört elle sarılın ve sahadaki sürecin nasıl yönetileceğinin ve de yönlendirileceğinin pratiğini onlardan öğrenin. Göreceksiniz ki kazanımlarınız arttıkça kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz, özgüveniniz yükselecek ve Leonardo da Vinci’nin “Ben yapmanın aciliyetine inanırım, bilmek yetmez, yapmak gerekir.”[1] prensibini kendi özelinizde birebir yaşayacaksınız.

Sonuç olarak bir konuda edinilen teorik bilgi eğer saha/uygulama bilgisiyle desteklenmiyorsa, eldeki diploma tek başına o alandaki yeterliliğin/yetkinliğin ispatına yaramayacaktır. Zira sorunların çözümünde, teorik bilginin varlığını ispatlayan diploma değil, işlevsel hale dönüştürülmüş pratik bilgi etkendir. Güç olan bilgi de, ancak bu nitelikteki bilgidir. O nedenle ne yap yap, yukarıda salık verdiğim süreci yönet ve bilgini işlevsel hale getir.

Unutma! Bilginin hamalı olanlar değil, bilgisini işlevsel hale getirip sorunları çözenler itibar görürler.

[1] Temel Aksoy, İnsan Bildiklerini Neden Yapamaz?, https://temelaksoy.com/insan-bildiklerini-neden-yapamaz/, Erişim Tarihi:28.02.2025

Recep TEMEL
ADMINISTRATOR
PROFILE